Ve olmuyor işte!
Yuva Özlemi
Yıllardır bire bir danışmanlık veriyorum. Bu danışmanlık seanslarında karşımda çoğunlukla kadınlar oluyor. Bana en derin özlemlerini, korkularını ve zayıflıklarını anlatıyorlar haritalarını keşfederken beraber. Bu paylaşımlarda tekrar eden birkaç ortak tema oluyor, aslında buna tema demeye içim elvermiyor, belki yara diyebilirim, ruh yarası.
Bunlardan biri o çok derinlere işlemiş yetersizlik hissi, diğeri de yuvaya dönme arzusu, yuva özlemi, yaradanla kavuşma, kaynağa geri dönme isteği, ilahi olanla birleşme ihtiyacı gibi kelimelerle adlandıracağım ama aslında tarifi pek de mümkün olmayan kalp özlemi. Bu ikincisi hakkında biraz anlatmak istiyorum bugün. Kısaca buna “yuva özlemi” diyelim, ne dersin?
Yuva özlemi bana danışmanlık için gelen kadınlara özel bir özlem değil elbette ki. Her bir varlığın, hissedebilen her bir varlığın kalbinde olan bir özlem diye söylüyor bilgelik öğretileri. Belki insanların bilişsel becerileri daha güçlü olduğu için bu özlemin farkındalığı daha yüksek olabilir. Astrolojide bu özlemin en çok da Neptün enerjisi yoğun olan kişilerde olduğunu görüyorum ama yine de hepimizde bir karşılığı var.
Yuva özlemi sanki göğsümüzün ortasında bir boşluk varmış da oraya ne koyarsak koyalım dolmayacakmış gibi hissettiren bir deneyim. O çok istediğimiz evi aldığımızda, o çok arzuladığımız başarılı kişiye dönüştüğümüzde, o çok çaba harcadığımız kişiyle ilişkiye başladığımızda, kısacası olmazsa yapamam diye düşündüğümüz her ne ise elde edince hala o boşluğun yankısına çarptığımızda kendisini en çok hissettiğimiz bir yokluk hissi bu.
Bir nevi kara delik, ne koyarsan içine yutuyor. Bu bazen öyle bir çekim etkisi yaratıyor ki bağımlı bir insana dönüşüyoruz, o boşluğun anlık dolmuşluk hissi belki ard arda gelen kadehlerde, uyuşturucularda, yiyeceklerde, alışverişte geliyor. Ama çok iyi biliyoruz ki sadece bir anlığına o boşluğu hissetmiyoruz, sadece bir anlığına.
Tam da bu sebepten onu başka bir şekilde doldurmanın bir yolu olmalı diye sormaya başlayanlar bir arayışa çıkıyor. Karşılarına yoga, namaz, dua, reiki, nefes pratikleri gibi şeyler çıkıyor. Eskiden bir insanın diyar diyar dolaşıp dergahtı, aşramdı derken, o hocanın, bu gurunun elini eteğini öperek edinebileceği gizli öğreti ve pratiklere bir “klik”le ulaşıyor. Belki bazıları gidip 200-300 saatlik sertifikalara sahip eğitmenlerden alıyor bu bilgileri. Ancak günün sonunda eve dönüp her sabah yalnız başına uygulamaya başlıyor.
Ve olmuyor, ve olmuyor. Bir sabah yapıyorsan, diğer sabah içinden gelmiyor.
Ve olmuyor, bir ay disiplinli bir yarış atı gibi kendini kamçılayıp uyguluyorsan öğrendiklerini diğer ay, yaşam seni başka bir kıyıya fırlatmış oluyor, zamanın da enerjin de kalmamış oluyor.
Ve başlıyor içerideki boşlukta yargılayan iç seslerin yankıları, suçlamalar, vicdan azapları…
Belki tembelsin işte ondan devam etmiyorsun.
Belki kaderin sana bir oyunu bu.
Belki disiplin nedir bilmiyorsun.
Belki depresyondasın.
Belki şundan veya bundan yapamıyorsun.
Hadi gel şimdi buraya, kulağına bir şey fısıldayacağım. Eğil eğil :)
Tek bir sebebi var; çünkü YAPAYALNIZSIN. (değilsin ama öyle hissediyorsun)
Bu sebepten;
Yoga yetmiyor,
Mindfulness yetmiyor,
Meditasyon yetmiyor,
Nefes pratikleri yetmiyor,
Reiki yetmiyor,
Adı her neyse işte o “spiritüel” pratik yetmiyor.
Hiçbiri içindeki boşluğu doldurmaya yetmiyor.
Yetemez de, tüm bu, zamanında gizli olan öğretilerin bir silsilesi var, geleneğini besleyen ataları var, el vererek öğreten üstadları var. Yüzyıllara yayılmış ve her bir uygulayıcısı tarafından da beslenen bir kültürel zenginliği var. Eşik törenleri var, inisiye olduğun ritüellerle adım adım ilerlediğin bir yolu yöntemi var yuvaya dönmenin haritasını çıkaran. Yüzlerce kişiyle söylenen ilahileri, mantraları, ezgileri var nağmeleri göklere ulaşan. Dansları var mesela göz göze diz dize yapılan, aşkın deneyimlerin içinden beraberce geçilen topluluğu var.
Bir mağaranın en kuytu köşesinde, herkesten uzakmış gibi görünen bir üstad bile senin evde tek başına minder üstünde hissettiğin kadar yalnız değil. Olamaz da yalnız, tüm o vecd halinde evrenle dans ediyor, atalarıyla buluşuyor, tüm varlıkların bir olduğu o muazzam hakikatin içerisinde kendisinden özgürleşmiş, herşey ve herkes olmuşken nasıl yalnız hissedebilir ki.
Ama sen yalnız hissediyorsun, o mat’in, o minderin üstünde her ne yapıyorsan, kendi zihninle baş başasın. Yine aynı düşünceler, yine aynı sorunlar, yine aynı çenebazlıkla orada öylece duruyorsun. Belki bir mum, bir tütsü yaktın icabı gereği. Belki yoga ya da Dharma hocan aklına geldi gitti. İşte bu kadar. Hepsi bu kadar olunca da içinden tekrar yapmak gelmiyor. Çünkü o boşluk dolmuyor, dolacakmış gibi hissetmiştin oysaki, ama yine de dolmuyor.
Çünkü o boşluk ilişkisellikle dolar, bağlıvaroluşun görünmez ipleriyle sarmalanır. Gözlerini kapadığında hocan, hocanın hocası, yüzyıllara yayılmış bir silsile ile orada olduğunu hissetmiyorsan devam edemezsin. Ruhsal büyükannelerin ve büyükbabalarının şefkatli gözleri üzerindeymiş gibi hissetmezsen yol alamazsın. Rüyadan uyanmak için attığın o ilk adım daha önce o ilk adımı atmış olan topluluğun tarafından onurlandırılmazsa yürümeye devam edemezsin. Düştüğünde, kaybolduğunda sana el uzatıp yol gösterecek ruhsal ailen yoksa ne yaparsan yap o boşluk dolmayacakmış gibi hisseder, vazgeçersin.
Bir laf var ya hani, günün sonunda yalnız ölürsün dedikleri. Ölmüyor ama işte insan yalnız. Ölürken dahi yalnız değiliz. O geçiş anında dahi eğer zihnin buna hazırsa karşılanıyorsun. Ama hadi gel bunu başka bir yazıda bilimsel verilerle anlatayım sana, şimdilik sadece tohumu attım ortaya, yeşertmek isteyen beri gelsin :)
Sevgiyle
Eda
ve bu güzel cuma sabahına bir şarkı gönderiyorum :



Yuvaya Yolculuk... Çocukluğumdan beri aradığımın bu olduğunu Kryonun bu kitabında anlamıştım. Tüm bildiklerim uçup gitmiş arayışlar sona ermişti. Dile getirmediğim ne varsa önümdeydi ve görmek bakmak zorundaydım. Senden aldığım danışmanlık ise neyi neden yapmadığımı, harekete geçmediğimi ve belki de bu hayata gelmenin ardındakini gösterdi. Her zaman minnetle anıyorum seni. Buradan da yeniden teşekkür ederim. Bu yuvaya yolculuğumun değerli rehberlerindensin. Sevgilerimle
İçime işledi, halime seslendi🤍